Cem Yılmaz
Ünlü şovmen Cem Yılmaz, gösterilerinde Buradan çıkınca anlatılanların hepsini unutacaksınız der. Ama star muhabiri unutmamis . Okuyun, gülmekten ölün...
BİR buçuk aydır sahnelere çıkmayan Cem Yılmaz, dün Ankara daydı. Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu nda sahne aldı. Kırdı, geçirdi. Evde espri yapamıyorum. Eve iş getirme diyorlar diyerek başladığı programında politik esprilere de yer verdi. İşte, kahkaha makinesinin unutulmaz esprileri:
BİR komedyenin programını izledim. Kadın sünnetçi çıkarmıştı. İlk kadın sünnetçi. Ben 1978 de sünnet oldum ve sünnetçi kadındı. Böyle hatıraların olması gerekiyor komedyen olman için. Ben 30 sene sonra anlatırım diye kendime 5 yaşında sünnet organize etmiş olamam.
BENİ kadın sünnet etti. Bundan bahsederken belden aşağı birşeyden bahsetmiyorum. Sünnet bir hadisedir. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yer. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yerler sünnet, askerlik, evlilik. Gerçi sünnette daha net görülür mürüvvet. Ona mürüvvet diyorlar, enteresan bir şey. Kadın ismi vermiş olmaları tuhaf. Gerçi rahim diye de adam var olsun.
DİYARBAKIR A gidiyordum uçakla. Hostesle muhabbet ediyoruz. Business ta oturuyorum. Hep Business ta otururum. Buraya da Business geldim. Ankara ya business açılmış çok süper bir şey. Bilmeyen varsa söyleyeyim. Business iş amaçlı gidilen seyahat manasına gelmiyor. Portakal suyu veriyorlar sen de kendini bir b.k zannediyorsun. Aynı uçağın içinde ne sınıf yapıyorsun ulan. Portakal suyu içerken kendini ne zannediyorsun. Mersi canım. Bunu içmeden uçamıyorum . Bir de perdeyle ayırmıyorlar mı tavım ona. Soruyorsun Somon var mı? Arkana bakıyorsun. Fakirler, ekonomi, allah belanızı versin. Uçak sizin neyinize . Bir hava yaratırlar ki sanki uçak düşünce Business takiler ölmüyor.
HOSTESLE muhabbet ediyorum. Laf döndü dolaştı sünnete geldi. Eh business ta oluyor böyle şeyler. Beni kadın sünnet etti dedim. Hostes dedi ki, Aaa kadınlar bindiği dalı kesmez ama . Hostesin şakasına bak. Biz yapsak, aforoz ederler.
NE yaparsan yap ne olursan ol öleceksin. İnsan ölümlü bir yaratıktır. İnsan öleceğini bilir. Belgesellerde gördüğün kaplanlar aslanlar gibi değil. Belgeselde gördüğün kaplan, aslan hep koşacam zannediyor. O erkek aslanı görmüyor musunuz. Fönlü böyle. Artık ormanda nerede buluyorsa fönü. Bizimki daha kompleks bir yaşam. Öleceğini biliyorsun ve sıklıkla unutuyorsun. Hani ölümden dönenler anlatır ya; bir ışık geldi falan diye. O, kıça tıkılan pamuk.
SENİN inancını bilemem. İstersen toteme tap. Herkes ölecek. Mahşer var ya. Orası işte. Kıyamet kopsun herkes orada olacak. Büyük bir kokteyl gibi düşünün. İlk gün imza almaktan anan ağlayacak. Herkes orada çünkü. Aaa Sezar.
REENKARNASYONA inananlar var. Yok öyle bir şey. Hep şöyle yapıyorlar. Önceki hayatımda Rus Çariçesiydim Hiç o..... olan yok. Hiç duyuyor musunuz, Önceki hayatımda taksi şoförüydüm . Herkes kral...
HERKES yanacak dediğim bir kişi hariç. O da Fedon. Çünkü Fedon daha yanamaz. Fedon artık limitte onu direk cennete alacaklar.
TÜRK Hava Kurumu bizim memleketin en iyi çalışan kurumu. Kurban derisini veriyorsun ondan uçak yapıyor. Artık nasıl katlıyorsa. Bi de tuzlarsan F-16 oluyor diye bir geyik var ama yalan olmasın.
ASKERDE seni mesleğinle yönlendirirler. Terzisin terzi yaparlar. Atom mühendisiysen gazinoda televizyondan sorumlu olursun. Şahsına santral kuracak değil ya...
GENÇLİĞİN bir lafı vardır, En verimli çağımda askere aldılar Sanki herifi soğuk füzyonu bulurken götürdüler. Bunu söylediği zaman komik durum oluyor. Ama günde sekiz saat antrenman yapması gereken baleti 8 ay botla gezdirirsen Kuğu Gölü nden manda b.kuna transfer olur.
EN verimli çağımda askere aldılar. Ne yapıyordun ki? Verimli verimli evde oturuyordum. Ulan ben para basıyordum beni aldılar askere.
NİYE bedelli yapmadın diyorlar. 15 bin mark veriyordun 28 gün yapıyordun. Ben hiç para vermeden 550 gün yaptım. Bir de orada olanı biteni anlatıyorum senede 2 milyon dolar kazanıyorum. 28 günlük birikiminle single çıkaramazsın.
300 erkek yan yana yatıyorsun abi. Kalabalık bir erkek topluluğu demek, başka bir organizma demek abi. Kadın olmasa b.k içinde yüzeriz. Kadın kendine özenmen için sebeptir. Deodorant mı at gitsin. Konyalı arkadaşına koksan ne olur ya. Ayaklarını haftada bir mi yıkıyorsun. Ayda bir yıka. Kim senin mantar yetiştirmene birşey diyebilir. Askerliği yapmış olan o
kokuyu bilir.
KÜFÜR konusunda ben muzdarip bir insanım. Bu konuda bir çifte standart var. Vizontele de ben bir adamı canlandırdım. Yazıldığı haliyle bir o..... ç..... O adamı başka türlü canlandırmanın imkanı yok. Bizim eski filmlerimizde falan küfür yoktur. Trajedi yaşanır, adamın karısına, kızına tecavüz, bir de köyü yakarlar. Bizim filmin kahramanı finalde gelir, Alçaklaaar . Yani hiçbir caydırıcılığı olmayan.
BİR eroin kaçakçısının hayatını yapıyor herif. Böyle konuşuyor: Mal geldi mi? Geldi efendim. Fakat, filhakika malımız kantara girdi. Olur mu lan böyle. Bu adamlar böyle konuşmuyor ki. Mal geldi mi? Geldi a... koyum. Malın anasını s....ler.
DENİZ Harp Okulu nun kuruluş yıldönümünde sahneye çıkıyorum. İlk mezunlar da gelmiş. Nasıl bir yaş ortalaması anlatamam. İlk 20 dakika eski Türkçe anlattım. Filhakika, buna mukabil bir sonraki latifede buluşmak üzere. Benden sonra Ajda Pekkan vardı, şöyle sundum: Yeni yetenek Ajda Pekkan. Abicim sıfır reaksiyon. Herkes onaylıyor. Bu kız çok tutacak diyorlar.
AL kadehi ver al... Lider taklidi yaptım durduk yerde. Eskiden lider taklidi vardı. Şimdi çok zor. İki kişi koluna girecek. Amma zor iş.
14 Mart Tıp Bayramı nda doktor arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bizde sperm bankası var mı diye sordum. Yok dediler. Dedim isabet. İçinde banka lafı geçtiği için biri hortumlar rezillik olur.
9 YTL diyalogları
Onur Air’in 9 YTL’den satışa sunduğu yaklaşık 10 bin iç hat biletini almak için şirketin Çağrı Merkezi’ni arayanlarla görevliler arasında ilginç diyaloglar yaşandı.
23 Mart-30 Nisan tarihleri arasını kapsayan ve satışa sunulduktan sonra yarım gün içerisinde tükenen biletlerden almak isteyenler şirketin telefonlarının ve internet sitesinin günlerce kilitlenmesine neden olmuştu. Çağrı Merkezi’ni arayanlar ile görevliler arasında geçen ilginç diyaloglardan bazıları şöyle: .Hanımefendi; sizin bu 9 YTL’lik bilet dediğiniz şey hani 8’den sonra 10’dan önce bir rakam var, ondan bahsediyorsunuz değil mi?
DALGA GEÇİYORLAR
.-Antalya’ya ayın 22’sine iki kişilik yer ayırtacağım. Yer var mı?
-Var efendim hem de kampanyalı.
-Ne kadar?
-Bilet başı 9 YTL efendim.
-?
-Alo.
-Kardeşim bilet ne kadar dedim?
-İki kişi 18 YTL, kişi başı dokuz YTL efendim.
-Ya, gidin işinize saçmalamayın (içeriye seslenerek) yanlış düştü numara dalga geçiyor birisi. (Telefonu kapatır)
UTANANLAR DA VAR
.-Ben işadamıyım. Utanırım acenteden 9 YTL’lik bilet istemeye. Böyle telefonla direkt alamaz mıyım?
’ÖLMEDEN BİR UÇAĞA BİNDİREYİM’
.-Kızım İzmir’e 9 YTL’lik biletlerden istiyorum iki tane.
-Maalesef İzmir’e tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Adana’ya olsun o zaman.
-Üzgünüm efendim Adana için olanlar da bitti maalesef.
-Ya; nereye varsa ver kızım. Şu kadını ölmeden bi uçağa bindireyim. Kampanyanın birinci haftası. Tüm biletler tükendikten sonra;
9 YTL’YE BİNEN YOKSA...
.-İndirimli biletlerden istiyorum.
-Maalesef tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Yalancılar sizi.
-Bineceğim uçağa. Bağıracağım ’kim 9 YTL’lik biletlerden aldı diye’ kimse elini kaldırmazsa da sizi mahkemeye vereceğim.
SOYGUNCULAR
.-Dokuz YTL’lik bilet almıştım ama bir değişiklik yapacağım.
-Kampanya biletlerinde değişiklik yapamıyoruz efendim.
-Diyarbakır yerine Erzurum olacaktı sadece.
-Üzgünüm efendim dokuz YTL’lik biletlerimizde değişiklik yapamıyoruz.
-Soyguncular. Sadakam olsun.
ÇOLUK ÇOCUK UÇSUN
.-Dokuz YTL’lik biletlerden istiyorum.
-Hangi yön ve tarihe olacak efendim.
-Hiç fark etmez. Çoluk çocuk uçak görsün.
’O KADAR ADAM ANTEP’TE NE YAPACAK’
.-Bacım Gaziantep’e dokuz YTL’lik bilet alacaktım.
-Maalesef hiç kalmadı efendim.
-Hiç mi kalmadı?
-Hiç kalmadı.
-Nasıl olur. Binlerce bilet satıldı yani.
-Kampanya dahilinde olanlar geçen hafta satıldı.
-O kadar adam ne yapacak Antep’te hayret bir şey. Allah Allah.
GELİNCE TAKDİM EDERİM
-Alo
-Onur Air mi?
-Buyurun efendim Çağrı Merkezi nasıl yardımcı olabilirim?
-Dokuz YTL’lik bilet alacaktım.
-Sadece internet ve acentelerden alabiliyorsunuz. Ben sadece yer olup olmadığını söyleyebilirim.
-Ablacım ver sen parasını, ben gelince takdim edeyim sana. Biter filan şimdi.
4 Nisan 2006 - Hurriyet
çıldırtan müşteri
Bir helpdesk kardeşimizin bir başka helpdesk in başına gelenlerin hikayesi:
Mesaj: Tüketici hakları konusunda Müşteri her zaman haklı mı? sorusunu irdelerken çeşitli çlkelerdeki mahkemelik olayları arastırmışlar ve buldukları belgelerden birisi. Olay gerçek...
WordPerfect (Bilmeyenler için yazıyorum, bilgisayarı -elektrikli- daktilo gibi yapan bir programın yapımcısı)... Bu şirketin müşteriye yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız: Bu konusma sonrası WordPerfect görevlisi işinden kovuluyor. Kovulan görevli WordPerfecti kendisini Gerekçesiz işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İste bu konuşmanın deşifresi.
-WordPerfect yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim.
-WordPerfect`te bir sorun oldu.
-Nasıl bir sorun?
-Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti.
-Gitti mi?
-Yokoldu!
-Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
-Hiç bir şey.
-Hiç bir şey mi?
-Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
-Hala WordPerfect programında mısınız yoksa programdan çiktınız mı?
-Bunu nereden bileyim.
-Ekranda bir C harfi görüyormusunuz?
-Bir hece mi..
-Boşverin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?
-Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
-Monitor üstünde yanan bir lamba var mı?
-Monitör ne?
-Ekranı olan yer, televizyon gibi.. Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mı?
-Bilmiyorum.
-Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
-Evet.
-Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı mı bana söyleyin.
-Bağlı.
-Harika. Monitörun arkasına bakınca baglı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
-Görmedim.
-Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonunda bağlı olması lazım.
-Evet buldum.
-Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakın.
-Kabloya ulaşamıyorum.
-Ulasmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
-Olmuyor.
-Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız...
-Eğilmek dert değil, karanlık oldugu için bakamıyorum.
-Karanlık?
-Ofisin işıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
-Ofisin ışıklarını yakın.
-Yanmaz.
-Neden?
-Elektrikler kesik.
-Elektrikler mi kesik. Tanrım..! (kisa bir sessizlik) Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?
-Evet dolapta.
-Şimdi bilgisayarı sökün, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınz dükkana iade edin.
-Durum bu kadar kötu mü?
-Korkarim öyle!
-Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
-Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım diyeceksiniz. işte böyle, kolay gelsin.....
Netten altindir!